23 Şubat 2014 Pazar

Samsung, Hayalinin Peşinden Gidenleri Arıyor

Samsung,dünya çapında ses getiren “Hayalinin Peşinden Git” kampanyası ile  tutkusunun peşinden koşanları başvuruya davet ediyor.
İstanbul, 07 Şubat 2014 - Samsung Electronics, tüm dünyada hayallerini ve tutkularını hayata geçirmek için teknolojiyi kullanan insanların sahip oldukları potansiyeli keşfetmeyi, paylaşmayı ve desteklemeyi hedefleyen “Hayalinin Peşinden Git” kampanyasını Türkiye’de başlattı. Başarılı mesleki kariyerleriyle tanınan ünlü mentorların da, başvuranlara fikir önderliği yapacağı kampanyaya başvuru için  www.hayalininpesindengit.com adresi ziyaret edilebilir. Kampanyaya başvurular 28 Şubat 2014 tarihine kadar devam ediyor.


“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasının kazananları, Samsung ve mentor desteğiyle potansiyellerini açığa çıkararak, hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatını yakalıyor.
Her gün, heyecan verici şeyler yapmak için Samsung ürünlerini kullanan insanlardan ilham alan kampanya; tutkulu kullanıcıları hayallerini ve fikirlerini paylaşmaya davet ediyor. Fotoğrafçılık, mutfak sanatları, spor ve girişimcilik alanlarında başvuruların kabul edildiği kampanyanın kazananları  projelerini hayata geçirme evresinde Samsung’un teknoloji desteğinin yanı sıra, aralarında Fotoğrafçı ve eğitmen Muammer Yanmaz, Kantin’in sahibi ve şefi Şemsa Denizsel, Spor spikeri ve yazarı Caner Eler ve B-Fit’in kurucu ortağı, girişimci ve Schwab Vakfı tarafından “2013 Yılının Sosyal Girişimcisi” seçilen Bedriye Hülya’nın da bulunduğu mentorlerin tecrübelerinden faydalanma fırsatı da bulacak.    
Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung projeyle ilgili olarak;  “Samsung olarak teknolojinin, hayal gücüyle bir araya geldiğinde insanların hayatına anlam kazandırdığına inanıyoruz. Dünyanın dört bir yanında insanlar, Samsung teknolojisini kullanarak farklı ve yenilikçi başarılara imza atıyor. Ortaya çıkan hikayelerin yarattığı ilham doğrultusunda geliştirdiğimiz “Hayalinin Peşinden Git”  kampanyasını Türkiye’de hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Diliyoruz ki bu proje ile, Türkiye’deki tüketicilerimizin sadece kişisel tutkularını keşfetmelerine değil, aynı zamanda dünya üzerindeki diğer tüketicilere de ilham vermelerine yardımcı olacağız” dedi.
Katılım koşulları
“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasına  www.hayalininpesindengit.com adresinden ya da Samsung Türkiye Facebook sayfasındaki “Launching People” uygulamasından başvurmak mümkün. Başvurular, 28 Şubat 2014 tarihine kadar gerçekleştirilebilecek.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Şubat 2014 Cumartesi

Çocukları ve kendinizi doyumsuzluk hastalığından kurtarmanın formülleri!


Doyumsuzluk, içsel bir fakirleşme ile yani maneviyatı yok edip onun boşluğunu maddeyle doldurmaya çalışmakla tarif edilebilir. Oysa madde dışında değer verdiklerimiz içsel olarak bizleri zenginleştirir; başta ailemiz ve akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız ve onlarla yürüttüğümüz manevi ilişkiler bizleri mutlu kılar. Tabii ki, bu ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve menfaate dayalı olmaması temel koşuldur!

Günümüzde anne babaların ortak derdi çocuklarının elindeki ile yetinmemesi, paylaşmayı bilmemesi,  aldıkları hiçbir şeye değer vermemesi ve sevinmemesi, sürekli yeni bir şeyler istemesi… Ayrıca beyler eşlerinin bitmeyen alışveriş tutkusundan, hanımlar da eşlerinin bitmeyen isteklerinden ve onlara kendilerini beğendirememekten şikâyetçi…

Anne Ben Niye Doyumsuzum? işte bu ve benzeri sıkıntılarınıza ‘merhem’ oluyor ve hem çocuklarınızı hem de kendinizi doyumsuzluk hastalığından kurtarmanın formüllerini veriyor.

Modern zamanların insanları olarak, ‘gereksiz tüketim’ konusunda çoğu kez çaresiz kalıyoruz. Elimizdekilere şükür etmek yerine hep daha fazlanın, daha iyinin, daha güzelin, daha yeninin peşinde koşuyoruz. ‘Daha’lara ulaşmak için anın güzelliklerine sırtımızı dönüyoruz. Bu arayışın sonu ise mutluluk getirmiyor. ‘Doymak’ ve çocuklarımızı ‘doyurmak’ mümkün olmuyor. Sürekli tüketimin sonucu sürekli doyumsuzluk oluyor. Doyumsuzluk ise ruhsal çöküntüleri, ayrılıkları, hastalıkları tetikliyor.

Doyumsuzluk, sosyal yolla geçen, her kesimden insanın yakalandığı ve tedavi edilmediğinde ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara neden olabilen ‘çok bulaşıcı’ bir virüs aslında!

Anne Ben Niye Doyumsuzum? tüm anne babalar ve anne baba adayları için yazıldı. Doyumsuzluk virüsüne karşı kendinizi ve çocuğunuzu nasıl korunacağınızı ve eğer bulaştıysa nasıl kurtulacağınızı anlatıyor. Uzman Psikolog Ayşe Yanık, artık mutsuz olan ve pek çoğu depresyon, tükenmişlik sendromu gibi rahatsızlıklardan dolayı psikolog ya da psikiyatrlara başvuran ve çoğunluğu büyük şehirlerde yaşayan bu büyük insan kitlesine sesleniyor. Onlara yol gösteriyor.

Şükretmeyi, paylaşmayı ve elindekiyle yetinmeyi bilen, anne babasını sevip sayan, kendisine ve kardeşlerine değer veren, hayata umutla bakan bir çocuğunuz olsun istiyorsanız bu kitabı ‘mutlaka’ okuyun!



Kitabın Bölümleri

1.      Doyumsuzluğa Giden Yolda Sebepler ve Sonuçlar
·         Doyumsuzluk hastalığı nedir?
·         Ne yaparsak yapalım hiçbir şey bize yetmiyorsa      
·         Bu sorun tedavi edilmezse başınıza büyük dertler açabilir! 
·         Doyumsuzlukla bağlantılı hastalıklar
·         Kanser hastalığı         
·         Bağışıklık sisteminin mutlulukla ilişkisi nedir?        
·         Diyetkolikler 
·         Ne giydiğiniz, ne hissettiğinizden önemliyse           
·         Aşkım aşkım  
·         Bir ayrı bir barışık, sonu gelmeyen ‘kısır döngü’ ilişkiler!   
·         Sevmek, saygı duymak, bağlanmak, değer vermek
·         abesle iştigal mi?
·         İyi, kötü, kıskanç
·         Korku çılgınlığı ve nedenleri
·         Bilgisayar ve internet
·         Kredi kartları
·         “Hadi gel AVM’ye gidelim”
·         Kuralları yıktık
·         Bilinçsiz ilaç tüketimi
·         Alkol, madde ve uyuşturucu bağımlılığı
·         Pornografiye ilgi
·         Hedonizm
·         Aldatma!
·         Ruhsal detoks

2.      Aile ve Evlilik Kurumunun Tüketen Toplum İçindeki Durumu
·         Evlenmeye karar vermek
·         Uygun eş kriterlerini belirlemede kendinize sormanız gerekenler
·         Şekilci evlilikler!
·         Mutsuz evlilikler, boşanma ve çocuklar
·         Aile olma kavramını unuttuk
·         Anne olmak ceza gibi!
·         Kadın-erkek eşitliliğinin yanlış anlaşılmasının yol açtığı sorunlar
·         Tüketen ve tükenen kadın
·         Aile birliğini korumada devletin yapması gerekenler
·         İyileştiren 10 öneri

3.      Çocuklar Doyumsuzluktan Nasıl Korunur?
·         Çocuklar sınırlarla mutlu olurlar
·         Çocuk sahibi olmaya hazır mısınız?
·         Çocuk yapmadan önce bunları okuyun!
·         Hamilelik döneminde dikkat edilmesi gerekenler
·         Doğum
·         Anne sütü
·         Evin dizaynı
·         Oyuncaklar, oyun odaları
·         Kıyafetler
·         Otorite sorunu
·         Vicdan ve merhamet
·         Unutulan kavram: Paylaşma
·         Televizyon, çocuk kanalları, filmler ve reklamlar
·         Bilgisayar oyunları ve internet bağımlılığı
·         Çocuklarda cep telefonu kullanımı
·         Para veya ödül karşılığı iş yaptırmak
·         Anne baba mahremiyetini koruyamazsa çocuğa da öğretemez!
·         Sorumluluk vermemek
·         Çocuğa verdiğimiz her şey onun geleceğidir
·         Tarih ve milli şuur
·         Ebeveynlerle çocuk arasındaki köle-efendi ilişkisi!
·         ‘Kölelik’ yerine ‘önderlik’ yapmanın faydaları: Anne-baba ömür boyu eğitir, öğretir
·         Çocuk aile olmayı sağlıklı sofralarda öğrenir!
·         Maneviyata yatırım önemlidir
·         Serbestlik kadar aşırı yasaklar da sakıncalı!
·         Okul ve meslek seçimine bir bakış
·         Doğru rol model olmak
·         Anne babalara 50 öneri

Uzman Psikolog Ayşe Yanık
İstanbul'da doğup büyüyen uzmanımız, eğitimci bir aileye mensuptur. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü lisans eğitiminden sonra İ.Ü. İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Bölümü’nde yüksek lisans programına devam etmiştir. Meslek hayatına Şişli Belediyesi Kadın Sığınma Evi’nde psikolog olarak başlamış ve mesleki alanda aldığı eğitimlerle kendini geliştirerek özel hastane, okul ve şirketlerle çalışmalarını sürdürmüştür.
Pek çok sosyal sorumluluk projesinde yer almıştır. Yazdığı makaleler ve mesleki çalışmaları sayısız gazete ve dergide yayınlanmıştır ve yayınlanmaya devam etmektedir.
2007-2010 yılları arasında, bu kitabı yazma konusuna da vesile olan BAE Dubai’de yaşamıştır. Dünyayı gezmek ve yeni kültürlerin yanı sıra insanlarla tanışmak mesleğinde kendisine çok büyük katkı sağlamıştır. Hayata hazırlanışın sadece okuyarak değil, kendi gözlerinizle görmekten de geçtiğine inanan uzmanımız, hem okumanın hem de gezip görmenin kişiyi doğru senteze ulaştırdığını savunur.
Halen İstanbul Ataşehir’de psikolog olarak çalışmalarını yürüten Ayşe Yanık 2 çocuk sahibi olup ailesiyle beraber yaşamaktadır.

‘Anne Ben Niye Doyumsuzum?’
Teknik Özellikler
Yazar: Uzman Psikolog Ayşe Yanık
Yayınevi: Hayykitap - 246
Kategori: Mutlu Aile - 4
Türü: Sağlık
Birinci baskı: Şubat 2014
Sayfa sayısı: 182
Ebat: 13,5 x 19,5 cm
Fiyatı: 15 TL
ISBN: 978-605-5181-54-3
Barkod: 9786055181543

Basın Bilgi: Hayykitap /  Hasan Söylemez  - 0212 352 00 50 

21 Şubat 2014 Cuma

9 MART 6. Yemek Şöleni / En Leziz Tavuklu Tarifler Yarışacak!


Yemek Şöleni, bu yıl da birbirinden leziz ve orijinal tavuklu yemek tariflerinin yarışına sahne olacak. İstanbul The Green Park Hotel Bostancı’nın mutfağında gruplar halinde yarışacak katılımcılar, en iddialı oldukları yemek tariflerini bu yıl da ünlü sanatçı, gurme ve profesyonellerden oluşacak bir jüriye beğendirmeye çalışacaklar. Bu yılki jüri üyeleri arasında Haber Spikeri, Yazar ve Sunucu Yasemin Bradley, Sanatçı Erol Büyükburç, Sofra Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Esra Düzdağ, Yemek Zevki dergisinden Eren Aydın gibi isimler bulunacak.

6 Yemek Şöleni Yarışmasına Başvurmak için;
Yarışmaya katılarak hediyelere sahip olmak isteyenlerin yapmaları gereken tek şey ise iddialı oldukları yemek tarifini, Sofra ve Yemek Zevkidergilerinin şubat sayılarındaki orijinal katılım kuponu ile birlikte, belirtilen adrese 28 Şubat 2014 tarihine kadar göndermek. Ayrıca dileyenlerwww.yemeksoleni.org adresinden de yarışmaya katılım sağlayabiliyor. 

Yemek Şöleni
Tarih: 9 Mart 2014 Pazar
Saat: 11.00 – 17.00 arasında
Yer: Bostancı Green Park Oteli

Müge Akay
Müşteri Direktörü
Med Partners Reklam ve Halkla İlişkiler Ajansı

20 Şubat 2014 Perşembe

Metal kutulu içeceklerdeki ölümcül tehlikenin farkında mısınız?


- Metal kutulu içeceklerin ağızla temas etmesi tehlikeli hastalıklara davetiye çıkarıyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Türkmen; “Metal kutuların üzerine depolama sırasında bulaşan bakteriler ve mikroorganizmalar halk sağlığını tehdit ediyor; ölümcül hastalıklara neden olabiliyor” dedi -

İSTANBUL, 18 Şubat 2014 – Metal kutulu içeceklerin üzerine bulaşan tehlikeli bakteriler ölümcül hastalıklara yol açıyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Türkmen, depolama esnasında ortaya çıkan enfeksiyon risklerinin halk sağlığı için büyük tehlike oluşturduğunu ve ölümcül hastalıklara yol açabileceğini söyledi.

Dezenfekte edilmeden ağızla temas eden kutu içeceklerin Leptospiroz, basit ishaller, dizanteri, karın ağrıları, mantar hastalıkları, Tüberküloz ve Hepatit A gibi yiyecek ve içecek yoluyla bulaşan hastalık risklerine dikkat çeken Dr. Türkmen;  “Kutu içecekler hijyenik koşullarda üretiliyor olsa da ambalajlama ve depolama sırasında ağızla temas eden kısma bulaşan mikroorganizma ve bakteriler halk sağlığı için büyük tehlike yaratıyor” diye konuştu.

Depolardaki Fareler Hastalık Saçıyor
Kutu içecekler yüzünden meydana gelen ve tıp literatürüne geçen önemli bir vakayı hatırlatan Dr. Türkmen; “Kutu içeceği marketten alan bir çocuk hiçbir dezenfeksiyon önlemi almadan içeceği tüketiyor. Çocukta önce sarılık ortaya çıkıyor. Hem karaciğer hem de böbreklerde etkilerinin ortaya çıkmaya başlamasıyla, doktorlar Leptospira mikrobunun varlığından şüpheleniyor. Oldukça sağlıklı ve hijyenik bir ortamda yaşayan çocuğun evinde tükettiği yiyecek ve içecekler incelendiğinde, kutu içecek üzerinde, fare idrarında bulunan bakterilere rastlanıyor ve bu bakterilerin depolama esnasında ortamda bulunan farelerden bulaştığı tespit ediliyor Leptospira adlı bakterinin etken olduğu Leptospiroz hastalığı hayvanlardan bulaşıyor. Karaciğer ve böbrek gibi farklı organlara yerleşerek yüksek ateş, sarılık ve kanlı idrar semptomlarıyla ortaya çıkan Leptospiroz, kan yoluyla yayılarak enfeksiyona neden oluyor.” 


Pipet Kullanmak da Çözüm Değil
Metal kutuların üzerinin yıkanmasıyla, peçeteyle silinmesiyle veya tüketirken pipet kullanmakla hastalıkların önüne geçmek çoğu zaman mümkün değil. Yaygın görüşün aksine pipet kullanımının da hastalıkların önüne geçmek için yeterli olmadığını belirten Dr. Türkmen; “İçeceklerin tüketimi sırasında kullanılan pipetler de hijyenik değil. Pek çoğunun ambalajı parşömen kâğıdından yapılıyor, ambalaj kolaylıkla yırtılabiliyor. Pipetlerdeki risk, kutu içecekler üzerindeki bakterilerden daha tehlikelidir, üretim şekli ve üretim yerinin bilinmemesi ve dezenfeksiyon eksiklerinin olması da enfeksiyon risklerini artırıyor. Ayrıca kutu açıldığı sırada içecekle temas eden metal kısımda bulunan bakteriler de hastalıklara davetiye çıkarıyor” dedi. 


Dezenfekte Edip Koruma Aparatı Takmak Şart
“Mikroplar toplu iğne başı büyüklüğünde bir yüzeyde bile olsa hayati risklere yol açabilir. Bu konu oldukça önemlidir. Örneğin dizanteriye yakalanmak için sadece 200 adet mikrobun vücuda alınması yeterlidir” diyen Dr. Türkmen; marketlerden alınan ve restoranlarda tüketilen metal kutulu içecekler için üretim aşamasında dezenfekte edilip takılacak aparatlarla bakterilere karşı güvenlik duvarı oluşturulabileceğini, içeceğin tüketilmesinde oluşturulacak güvenlik duvarı ile enfeksiyon riskleri azaltılabileceğini ifade etti.  


19 Şubat 2014 Çarşamba

Hilton İstanbul Bomonti'de brunch keyfi evrensel lezzetlerle buluşuyor


İstanbul’un en büyük oteli Hilton İstanbul Bomonti, şık restoranı the globe’da brunch keyfini yeniden tanımlıyor. Zengin seçenek yelpazesiyle her yaştan konuğa hitap eden Pazar brunch’ları, eşsiz bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Misafirlerini dünyaca ünlü Hilton hizmet kalitesi ve geleneksel Türk konukseverliğiyle ağırlayan Hilton İstanbul Bomonti, yeme-içme yaklaşımıyla da şehrin en seçkin adresleri arasında yer alıyor.

Otelin ana restoranı the globe, 23 Şubat’tan itibaren her pazar sunacağı brunch ile hafta sonu tatillerini lezzet şölenine dönüştürmeyi hedefliyor. Usta şef Yannis Manikis’in içeriğini İstanbul’un farklı kültürleri buluşturan kültürel mirasından ilham alarak oluşturduğu brunch’ta, evrensel lezzetler ile Türk mutfağının geleneksel tatları bir arada sunuluyor.

Konuklar, 12:00-15:00 saatleri arasında devam eden brunch süresince the globe’un zengin açık büfesinden diledikleri yiyecekleri seçebiliyor. AyrıcaGeleneksel Türk ve Akdeniz Mutfağı, Western Grill, Tokyo Sushi ve Thai mutfaklarının öne çıkan lezzetleri de, restoranın dört açık yemek pişirme istasyonu aracılığıyla konukları eşsiz bir gastronomi deneyimine davet ediyor.
the globe, brunch’a aileleriyle birlikte gelen çocukları da unutmuyor. “Büyükanne’nin Pamuk Saçları” adlı pamuk şeker istasyonu ve restoranın nefis çikolalata büfesi, çocukları ömürleri boyunca unutamayacakları lezzetlerle buluşturuyor. Büyüklerse brunch keyfini ikram olarak sunulan  kadeh Prosecco ile taçlandırıyor.

300 kişilik kapasitesi, 80 kişilik uluslararası şef kadrosu ve ödüllü G/A Design International tarafından yapılan tasarımı ile dikkat çeken the globe’da kullanılan ürünlerin çoğunluğu Türkiye’nin en kaliteli üreticilerden temin ediliyor.

Türkiye’de bulunmayan ürünler, Fransa, Norveç ve Japonya gibi ülkelerdeki seçilmiş tedarikçilerden alınıyor. Makarna, yoğurt ve ekmek gibi ürünlerse,the globe’un hizmet kalitesini bir üst kademeye taşımak için restoranın mutfağında özel olarak üretiliyor.

18 Şubat 2014 Salı

Zorlu Center'ın gurme konulu fotoğraf yarışmasına katılın, sürpriz ödülleri kazanın


İstanbul’un gurme, moda ve sanattaki yeni merkezi Zorlu Center, Şubat 2014 itibariyle başlayan 3 ay boyunca farklı konseptlerde devam edecek instagram fotoğraf yarışmasında, belirlenen hashtaglere fotoğraflarını paylaşan ziyaretçilerine sürpriz ödüller kazandırıyor.

Şubat, Mart ve Nisan aylarında üç farklı konseptteki yarışmanın, Şubat ayı teması “gurme” olarak belirlendi. Zorlu Center’da yer alan restoranlarda mekan veya yemek fotoğraflarını instagramda #zorlucenterdagurme hashtagiyle paylaşan ziyaretçilerin fotoğrafları Murat Germen, Oğuz Meriç ve Sezgin Yilmaz’dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda yarışmanın birincisi Zorlu Center Beymen mağazasından 1.000 TL’lik hediye çeki, ikincisi Zorlu Center PSM’den iki kişilik etkinlik bileti ve üçüncüsü ise Zorlu Center Jamie’s Italian restoranında iki kişilik yemek kazanacak.

Yarışma, aynı ödüllerle Mart ayında moda konsepti için #zorlucenterdamoda ve Nisan ayındalarında ise sanat konseptleriyle #zorlucenterdasanat devam edecek.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Bembeyaz dişlere sahip olmak için öğle arasını seçin!



Günümüzde estetiğe karşı giderek artan ilgi nedeniyle hemen herkes gerek iş gerekse özel yaşamında daha genç ve güzel görünmek arzusundadır. Dişlerin şekli ve dizilişi kadar beyazlığı da genç görünüme katkı sağladığı için giderek daha fazla kişi beyaz dişlere sahip olmak için uğraş vermektedir.

Diş hekiminin kontrolünde dişlerin renginin açılması işlemine "diş ağartma" veya "diş beyazlatma" adı verilir.
Diş beyazlatma işleminin detaylarını diş hekimi Dr.Yeşim Tüfekçi Hemiş’e sorduk:

Kaç çeşit diş beyazlatma işlemi vardır?”  
Üç çeşit beyazlatma işlemi vardır. Bunlardan birincisi ofis tipi tabir edilen ve hekim tarafından muayenehanede yapılan beyazlatma işlemidir. Dişe uygulanan beyazlatma ürünü özel bir ışık kaynağı veya laserle aktive edilerek yapılır. En etkili yöntemdir. İşlem 1-2 saat içinde bitirilir. Vakit darlığı çekenler için ideal yöntemdir. Özellikle çalışanların öğle tatilinde gidip yaptırabilceği basit bir yöntem.
İkincisi ev tipi beyazlatmadır. Bu tip beyazlatma işleminde kişi evde, hekimi tarafından özel hazırlanmış diş kalıpları içine yine hekim tarafından seçilmiş beyazlatma ajanı yerleştirerek beyazlatma işlemini gerçekleştirir. 3-7 gün sürer. 
Üçüncü tip beyazlatma ise kanal tedavisi nedeniyle doğal rengini kaybetmiş dişlere hekim tarafından muayenehanede yapılan beyazlatma işlemidir. 2-3 seans sürer.

Beyazlatma işleminin yan etkileri nelerdir?
Tüm diş beyazlatma yöntemleri dişlerde  hassasiyete neden olabilir. Bu hassasiyet sıcak ve soğuk yiyeceklerle olabildiği gibi sadece nefes alırken de rahatsızlık verebilir. Bu durum geçici ve beklenen bir yan etkidir. Hassasiyetin 24-48 saat içinde geçmesi beklenir.

Beyazlatma işlemi ne kadar süre etkisini gösterir?
Beyazlatma sonrası dişler bir kaç yıl beyazlığını korur.Bu süre uygulanan metoda ve kişinin yeme-içme alışkanlıkları, diş fırçalama sıklığı ve sigara kullanımı gibi etkenlere bağlıdır.