24 Ocak 2014 Cuma

Diyabetik Ziyafet Kitabı Okuyucu ile Buluştu


Tip 1 diyabetli ve diyabet danışmanı olan Aslı Sargın’ın diyabette beslenmenin önemine dikkat çekmek ve bu alanda bir kaynak yaratmak amacıyla, Türkiye Diyabet Vakfı ve Lilly İlaç desteği ile kaleme aldığı “Diyabetik Ziyafet” isimli kitabı okurlarla buluştu. 

Hem bir diyabetli hem de diyabet danışmanı olan Aslı Sargın, 13 yıl önce kendisine konulan diyabet tanısının ardından diyabetik beslenme konusunda edindiği deneyimlerini tatlı, tuzlu ve içeceklerden oluşan 40  tarifin yer aldığı "Diyabetik Ziyafet" isimli kitapta topladı. 

Aslı Sargın, Türkiye Diyabet Vakfı ve ilk insulinin keşfi başta olmak üzere diyabet alanında çığır açan pekçok yeniliğe imza atan Lilly İlaç’ın desteği ile uzun yıllardır üzerinde çalıştığı kitap projesini hayata geçirmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Sargın, “Diyabetle tanıştıktan sonra yeni beslenme şeklime uygun tatlar bulma konusunda sıkıntı yaşadım. Bu durum beni diyabetik beslenme konusunda yeni arayışlara yöneltti. ‘Bu tatlının da diyabetiği olur mu?’sorusuyla başlayan serüvenim, bu alanda pekçok araştırma yaparak 'Diyabetik Ziyafet' kitabındaki tarifleri oluşturmamı sağladı” dedi.

Sargın, diyabetik beslenmede kan şekeri kontrolü ile yiyeceklerin miktarını ve öğün zamanlamasını doğru şekilde belirlemenin öneminin  altını çizerek, “Diyabetik Ziyafet” kitabında yer alan tüm tariflerin kan şekeri ölçümleriyle test edildiğini ve besin değerlerinin Türkiye Diyabet Vakfı diyetisyenleri tarafından ölçümlendirildiğini belirtti.

"Diyabetik Ziyafet" kitabını destekleyen Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, 21. yüzyılın getirdiği yeni hayat şekli nedeniyle hızla artan diyabetin, Türkiye’de 10 milyon kişiyi etkilediğini belirtti. Prof. Dr. Yılmaz, Türkiye Diyabet Vakfı olarak kitapta yer alan tüm tariflerin besin değerlerini ölçümlediklerini ve tariflerin hekim ve diyet uzmanlarının önerdiği miktarlarda alınmak koşuluyla diyabetliler tarafından tüketilebileceğinin altını çizdi.

Diyabet Hakkında
Hızlı, sosyal ve kültürel değişimler, nüfusun yaşlanması, kentleşme oranındaki artış, fiziksel aktivitelerde azalma, sağlıksız yaşam tarzı ve davranış biçimleri gibi nedenlerden dolayı diyabetli hasta sayısı her geçen gün artıyor.

Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 14 Kasım 2013 tarihinde açıkladığı yeni verilere göre bugün dünyada 382 milyon diyabetli bulunuyor. Bu rakamın 25 yıl içerisinde 592 milyonu geçeceği tahmin ediliyor. Diyabetli hastaların büyük çoğunluğu 40-59 yaş aralığında bulunurken, yüzde 80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor.(1)

2010 yılında açıklanan “Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalışması (TURDEP)” sonuçlarına göre ise Türk erişkin toplumunda 90’ların sonunda yüzde 7,2 olan diyabet görülme sıklığının yüzde 13,7’ye yükseldiği gözlemlenmişti. Çalışmada ayrıca 7 milyon kişinin diyabet ve komplikasyonlarından etkilendiği ancak sadece 4,3 milyon kişinin tanı aldığı açıklanmıştı.(2) Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri ise Türkiye’de diyabetin artış hızının dünya ve Avrupa genelinin üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır.

1.  IDF Diabetes Atlas,6th ed. 2013
2. “Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite  ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması II (TURDEP II Çalışması) 2010



Yazar Hakkında
Diyabet Eğitmeni ve Danışmanı Aslı Sargın, 1976’da İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde tamamlayan ve 13 yıldır Tip 1 hastası olan Aslı Sargın, Türkiye Diyabet Vakfı’nda yazarlık, medya grubu üyeliği ve diyabet eğitmenliği görevlerinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde Türkiye Diyabet Vakfı’nın yürüttüğü “Diyabeti Durduralım Projesi”ne ‘Diyabet Akran Eğitmeni’ olarak destek veren Aslı Sargın, ulusal kanallarda diyabet ve yaşam üzerine programlar hazırlayıp sundu. Çeşitli dergi ve gazetelerde diyabet, beslenme ve yaşam konularında yazarlık yapan Sargın, yazdığı ve yönettiği tematik tiyatro oyunlarıyla da diyabete hizmet vermiştir.

23 Ocak 2014 Perşembe

Türkiye'nin Pastacısı, 5. Kez En İyi Pastacıyı Seçiyor

Özsüt tarafından her yıl düzenlenen ‘Benim Özsüt Pastam’ yarışması bu yıl 5. kez düzenleniyor. “Yaratıcılığı ve lezzeti bir araya ben getiririm” diyen tüm pasta tutkunları, yarışmaya 6 Ocak – 14 Mart 2014 tarihleri arasında, dünyanın her yerinden başvurabiliyor.

Türkiye’nin Pastacısı Özsüt, 5 yıldır düzenlediği ‘Benim Özsüt Pastam’ yarışması ile pastaya ve pastacılığa ilgi duyan herkesi bir araya getiriyor. Yarışmaya katılmak isteyen tüm adaylar, 6 Ocak 2014 - 14 Mart 2014 tarihleri arasında Özsüt’ün kurumsal internet sitesinden indirecekleri şartname ile başvuru yapabilecek.

Bütün başvuruların Özsüt'ün deneyimli pasta ustaları ve Ar-Ge ekibi tarafından değerlendirilmesinin ardından 10 reçete finale geçmeye hak kazanacak. Benim Özsüt Pastam’ın büyük finali ise 12 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşecek ve yarışmacılar jüri karşısında ter dökecek. Yarışmanın şampiyonu 7 bin 500 Türk Lirası'nın sahibi olacak. İkinci pastanın sahibi 5 bin Türk Lirası, üçüncü ise 2 bin 500 Türk Lirası ile ödüllendirilecek. Ayrıca birinci seçilen katılımcının pastası, Özsüt 2014 Yaz Menüsü'nde yer alacak.

Yaratıcılığına ve lezzetine güvenen tüm pasta tutkunlarını bir araya getirecek olan ‘Benim Özsüt Pastam’ yarışması, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da hem lezzetli hem de eğlenceli anlara tanıklık yapacak.

Yarışmaya, http://www.ozsut.com.tr/benimozsutpastam-sartname.php linkinden ulaşılacak şartname ile başvuru yapılabiliyor.


22 Ocak 2014 Çarşamba

HOLIDAY INN İSTANBUL CITY'DE ROMANTİK SEVGİLİLER GÜNÜ YEMEĞİ!


Holiday Inn İstanbul City, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde unutulmaz bir akşam yemeği için tüm çiftleri Naar Restoran’a bekliyor.

Sevgililer Günü’ne özel olarak Şef Murat Oğuz’un hazırladığı, köpüklü porçini mantar çorbasından karidesli piliç soteye, ağır ateşte pişirilmiş somondan şampanya ve misket limonlu jöleye kadar birbirinden farklı lezzetlerin bulunduğu menü, tüm çiftlere unutulmaz bir akşam yemeği yaşatacak. Holiday Inn İstanbul City Naar Restoran’ın romantik atmosferinde Sevgililer Günü’nü unutulmaz bir anıya dönüştürebilirsiniz.



*Sevgililer Günü özel menü fiyatı limitsiz içki dahil kişi başı: 79 TL

Holiday Inn Istanbul City
Tel: 0212 530 99 00

21 Ocak 2014 Salı

TAPASUMA: Aşkınıza Dalgalar ve Lezzetli Yemekler Eşlik Ediyor


Anadolu yakasının gözde mekanı TAPASUMA, Sevgililer Günü’nü unutulmaz kılmak isteyen çiftler için geceye özel menüsü ve Boğaz manzarasına karşı yakılan ateşleri ile özel bir atmosfer sunuyor. Ayrıca ‘Dünyanın Deniz Kıyısındaki En İyi Oteli’ ödülünü kazananSumahan on the Water Hotel’de iki gece konaklama ve Sevgililer Günü menüsü alan herkese, yüzde 10 konaklama indirimi ve 15’er dakikalık masaj armağan ediliyor.

Unutulmaz Gecenin Unutulmaz Lezzetleri
Executive Şef Gökay Çakıroğlu ve ekibinin 14 Şubat’ın romantizmine uygun olarak hazırladığı yemeklerle sevgilinize çok özel bir gece yaşatabilirsiniz. Bu aşk dolu geceye “Dana Eti Tartar”ve bezelye, kırmızı pancar, karnabahar püresi, kuşkonmaz ile servis edilen “Deniz Tarağı” gibi birbirinden lezzetli tapaslarla başlarken“Çilek Sorbe” ile ana yemeğe geçiş yapabilirsiniz.
Ana yemek olarak; ılık humus, bebek sebze, türüf sos ile“Fırınlanmış Dana Eti” veya Ispanak sote, balkabağı püre, kırmızı patates püresi ile “Dil Balığı” olmak üzere iki ana yemek alternatifi sunuluyor. Sevgililer Günü için Gökay Şef’in özel tarifi olan çikolata ve çilek esanslı melek saç ile servis edilen “Tutku Çikolatalı Peri Kek” ile lezzet şöleni sona eriyor.  Sınırsız çay, kahve ikramı olan bu özel mönü kişi başı 210 TL + yüzde 10 servis ücreti ile sunuluyor.

Sevgililer Günü’nde doyasıya eğlenip, araba kullanmak istemezsenizTAPASUMA’nın kendine ait teknesi sizi boğazın karşı yakasına güvenle taşıyacak...

20 Ocak 2014 Pazartesi

Diyet Yapanlar İçin Dost ve Düşman İçecekler


Diyet yapanların aklına takılan sorulardan biri içecek tüketimidir. Genelde içecekler çok masum görünür ve bazen diyeti bozmamıza neden olur. Eğer sizde diyet yapıyor fakat sonuca ulaşamıyor iseniz, içecek listemizi gözden geçirmenizde fayda var diyor, Diyetisyen&Yaşam Koçu Gizem Şeber.

SU: Diyetin vazgeçilmezi. Daha uzun süre tok hissetmemizin yanı sıra metabolizmamızı hızlandırmaya yardımcı. Çünkü vücutta yetersiz sıvı olması veya sıvı kaybının aşırı olduğu durumlarda vücut alarm veriyor ve metabolizmayı yavaşlatıyor. Kabızlık sorununun en önemli önleyicilerinden olan su, vücudumuzun ödem tutmamasını, kan dolaşımının düzgün sağlanmasını da sağlıyor. Tüm bu olumlu etkilerinin yanı sıra zayıflama esnasında vücutta yıkılan ve zararlı etkisi olabilecek öğelerin vücuttan uzaklaştırılmasını da sağlıyor. Diyetteyseniz günde en az 1.5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. 

Minerallerden zenginleştirilmiş sular: İçerisine potasyum ve magnezyum eklenmiş sular özellikle diyetin yanı sıra egzersiz yapanlar için önemli. Terle atılan potasyumun karşılanmasını kolaylaştırdıklarından ötürü, olası kas kramplarını önlüyorlar. Magnezyum, kabızlıktan koruyan minerallerden biri olduğundan ötürü diyette yaşanan en büyük problemlerden biri olan kabızlığın da önüne geçmeye yardımcı. 

Maden suyu: Maden suyu olarak bildiğimiz doğal mineralli sular, içerdikleri mineraller ile sağlığımızı korumaya ve geliştirmeye yardımcı. Aynı zamanda yemeği hızlı tükettiğimiz veya fazla yediğimiz zamanlar için de kurtarıcı. Hipertansiyon hastalarının uzak durması gereken içeceklerden biri. 

Sebze Suları: Kalorisi düşük ve tokluk hissetmeye yardımcı sebze suları diyet yapanlar için ideal olabilir. Sebze suları birçok vitamin ve mineralden aynı zamanda antioksidanlardan zengindir. Fakat bazı çeşitlerinin sodyum içeriğinin yüksek olduğu unutulmamalı. Hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken içeceklerden biri. 

Yarım yağlı süt: İçerdiği protein ile tokluk hissi sağlar ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Kalsiyum mineralinin düzenli alınmasının özellikle göbek çevresinde yağlanmanın düşmanı olduğu bilinmektedir. Tam yağlı sütlere göre daha az kalori, doymuş yağ ve kolesterol içerir. Günde 2 bardak süt tüketimi kemik sağlığını korumak için gerekli ve aynı zamanda zayıflamaya yardımcıdır. 

Filtre kahve: Günde 3-4 kupa kahve tüketmenin kafein sebebi ile konsantrasyonu güçlendirdiği ve metabolizmayı hızlandırdığı biliniyor. Yapılan son bilimsel çalışmalar kahvenin şeker ve kanser hastalıklarına karşı koruma sağlayabileceği sonucuna ulaştı. Hipertansiyon hastaları ve yüksek kolesterol hastalarının günde 1 kupanın üzerine çıkmaması gerekiyor. 

Yeşil çay: İçerdiği kateşin ile metabolizma hızlandırmaya yardımcı ve yaşlanmayı geciktirici etkileri var. Antioksidan içeriği ile kansere karşı koruma sağladığı düşünülüyor. Günde 2 kupa tüketilmesi sağlıklı. Reflüsü olan veya hipotansiyonu olanların tüketmemesi gerekli. 

Meyve çayları: İştahı azaltıcı etkisi olduğu düşünülüyor. Kalori maliyeti olmayan bir içecek çeşidi. Diyette yer almasında sorun yok. Su içemeyenler için su yerine geçecek sağlıklı bir alternatif olarak kabul edilebilir. 

Şekerli asitli içecekler: Yüksek şeker içerdiklerinden ötürü yüksek kalorili olan bu tür içecekler gizli kalori alımına yol açarak kilo verememenize sebep olabilir. 

Kremalı kahveler: İçerdiği krema oranına ve kahvenin boyutuna göre bir hamburger kadar kalori içerebilecek içeceklerdir. Gizli kalori bombası olan bu tür içecekler tüketilecek ise, küçük boy seçilmeli ve ara öğün yerine tüketilmelidir. 

Enerji içecekleri: Kalori ve şeker içerikleri yüksek diğer bir içecek grubudur. Yüksek kafein içerikleri ile genelde tüketilmeleri önerilmemektedir.

Alkollü içecekler: İçerdikleri alkol oranına göre kalorileri yükselen içeceklerdir. Bir gram alkol 7 kalori içerir. Bunun dışında vücutta yağ yakımını güçleştirir ve ödem tutmaya sebep olabilir. 

19 Ocak 2014 Pazar

FİBROMİYALJİNİZ VARSA MAYALI POĞAÇA YEMEYİN


Çağın hastalığı ‘fibromiyalji’ modern insanı esir aldı! ‘Her tarafım ağrıyor’, ‘sabahları uyanamıyorum’, ‘sürekli yorgunum’ diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ağrılardan ve yorgunluktan kurtulmak istiyorsanız; kar kış demeyin yürüyüş yapın ve katkılı, mayalı gıdalardan uzak durun!

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ruhsan Koç; modern insanı esir alan fibromiyalji hastalığıyla ilgili bilgiler verdi.

Yaşam kalitesini ciddi derecede bozan fibromiyalji; tükenmişlik sendromu, kronik ağrı sendromu ve kronik yorgunluk sendromu olarak tanımlanabilir. Kas romatizması olarak da bilinen fibromiyalji; yaygın vücut ağrıları ve halsizlik ile kendini gösteren bir kronik ağrı sendromudur. En belirgin özelliği yaygın kas ağrılarıdır. Hastaların günlük yaşantılarını olumsuz yönde etkiler ve iş gücü kaybına neden olur.

Yaygın vücut ağrılarının yanı sıra halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, uyku bozukluğu ve dolayısıyla sabah yorgun uyanma ve tutukluk şikayetleri mevcuttur. Sabah yorgun kalkıyorum diyen hasta, gün boyu aynı yorgunluk hissiyle bir şey yapmak istemez.

KADINLARI ESİR ALIYOR
Görülme sıklığı kadınlarda yüzde 3-4, erkeklerde yüzde 0.5 olarak bildirilmiştir. Hastaların yüzde 70-80 kadarı kadınlardır. Her yaş grubunda görülebildiği gibi, en sık 30-50 yaş grubunda rastlanmaktadır. Bir romatolojik hastalığı olanlar (romatoid artrit), enfeksiyöz bir hastalığı olanlar (viral veya bakteriyel hastalıklar) veya psikiyatrik hastalığı olanlar (majör depresyon) fibromiyalji sendromu açısından risk taşırlar.

Fibromiyalji sendromunun en tipik belirtisi ağrıdır. Vücudun alt ve/veya üst yarısında ağrılar mevcuttur. Bu hastalarda tipik olarak boyun ve sırt bölgesindeki ağrılara baş ağrısı da eşlik eder. Mide ağrısı, ağrılı adet dönemleri, kabızlık, nefes almada zorlanma hissi, çarpıntı, zaman zaman ellerde uyuşma, gözlerde ve ağızda kuruluk hissi ve depresif semptomlar hastanın şikayetleri arasında yer alır.

SOĞUK HAVALARDA ARTIYOR
Özellikle soğuk havalarda ve mevsim değişikliklerinde şikayetlerde artış olur. Soğuk havalarda hastaların şikayetlerinde bariz bir şekilde artış gözlenir. Bu dönemlerde hastalarımızın hayat kalitelerinde ve iş gücünde gözle görülür bir azalma olur.

Soğuk havalarda artan yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik şikayetleri için hastalara bu dönemde daha çok egzersiz öneriyoruz. Dengeli beslenmeleri, açık havada bol bol yürüyüş yapmaları başlıca önerilerimiz arasında yer alıyor.

TEDAVİSi KİŞİYE ÖZEL DÜZENLENMELİ
Fibromiyalji sendromunun tedavisi için multidisipliner bir program düzenlenmeli. Tek bir standart tedavi yolu yoktur. Bu programın içinde; ilaç tedavisinin yanı sıra, egzersiz, masaj ve fizik tedavi gibi komplementer tedaviler yer almaktadır.

Hastalarımız yaşam tarzı ve davranış değerlendirilmeleri gibi çok yönlü eğitim programlarına alınabilir. Kişi, fibromiyalji sendromu hakkında bilgilendirilmelidir.

Egzersiz tedavisi, sıklıkla önerdiğimiz ve hastaların ağrıları yanında günlük yaşam kalitesini de artıran bir tedavi yöntemidir.Kişiye özel fiziksel egzersiz programı düzenlenmeli.

Hastaların tedaviye yardımcı olması açısından diyetleri yani beslenme alışkanlıkları da yeniden düzenlenmeli. Gerektiğinde psikiyatrik destek verilmeli.

Ayrıca fizik tedavi programları, myofasiyal ağrılar için kuru iğne tedavisi de başvurulan tedavi yöntemleri arasında yer alır.

Tedavi; ağrıyı ve yorgunluğu azaltmak, depresif semptomları gidermek ve diğer semptomları en aza indirmek amacıyla düzenlenir. Burada azalmış fiziksel aktivite ve artmış ağrı kısır döngüsünü kırmak amaçlanır.

DEPRESYONLA KARIŞIYOR!
Fibromiyalji sendromu; ortak şikayetler nedeniyle depresyonla çok sık karıştırılıyor. Uyku bozukluğu, mutsuzluk, hayattan zevk alamama, isteksizlik ve halsizlik; depresyonla en sık karıştırılan bulgulardır. Bunun dışında birtakım iltihaplı romatizmal hastalıklarla da karıştırılabilir. Ancak bu grup hastalıklardan ANA (antinükleer antikor), RF (romatoid faktör) ve eritrosit sedimentasyon hızı gibi laboratuar tetkikleri ile ayırıcı tanıya gidilebilir.

DOKTOR DOKTOR DOLAŞIYORLAR!
Bu grup hastalar kaynağı tespit edilemeyen ağrı şikayeti ile çok sık doktor değiştirirler ve farklı branş doktorlarına başvururlar. Daha sık operasyon geçirirler. Ancak doğru teşhis edilemediğinde, şikayetler ağrı kesici ilaçlar ile geçiştirildiğinde sorun tam olarak giderilemez. Hastaların şikayetleri kısa bir süre azalmış veya geçmiş gibi gözükse de bir süre sonra tekrarlar. Bu hastalıkta en az 3 ay süre ile vücudun üst ve alt yarısında bulunan birtakım ağrılı tetik noktalarının tespiti ile ve hastanın klinik semptomlarıyla teşhis koymaktayız.
 
MAYALI VE KATKILI GIDA TETİKLİYOR
Aşağıdaki yiyeceklerin fibromiyaljide ağrıyı tetikleyebileceği tespit edilmiştir:
  • Aspartan (doğal tatlandırıcı)  içeren yiyecekler
  • Hazır dondurulmuş gıdalarda bulunan MSG ( monosodyum glutamat) ve jambon, salam gibi gıdalarda çok fazla bulunan nitratlar gibi gıda koruyucular dahil yiyecek katkıları
  • Şeker, furuktoz ve basit karbonhidratlar
  • Kafein; çay, kahve, kola ve çikolata
  • Maya içeren gıdalar: Bira, şarap, ve salata sosları gibi fermente edilmiş yiyecek ve içecekler, mayalı hamurdan yapılan poğaça, pizza ve ekmekler ayrıca kuru meyveler, hazır meyve suları vb
  • Patlıcan, acı biber gibi bazı bitkiler

FİBROMİYALJİYE KARŞI HAFTADA ÜÇ GÜN BALIK YİYİN!
Fibromiyalji hastalarına aşağıdaki gıdalara ağırlık vermesi tavsiye edilebilir:
  •  Haftada üç gün balık
  •  Keten tohumu
  •  Ceviz
  •  Omega 3 yağ asit takviyesi
  •  Zeytinyağı tercih etmeliyiz.
  •  B,C ve D grubu vitaminler takviye olarak alınabilir.
  •  Karbonhidrat tercih edilecek ise bol tahıllı olanları, kepekli, çavdarlı ekmekleri, bulgur ve kepekli makarnaları tercih etmeliyiz.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Bitkilerin iyiliğiyle H3N2 virüsünden korunun


Geçtiğimiz yıl ülkemizde 1 milyon kişiyi hasta eden, önümüzdeki dönemde 6 milyon kişiyi hasta etmesi beklenen  H3N2 virüsüne karşı korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek büyük önem taşıyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “ Virüs hücreye yerleşmeden, yani grip olmadan önce bitki çaylarıyla bağışıklık sistemi kuvvetlendirildiği zaman hastalığa yakalanma ihtimali minimuma iniyor.” diyor.


Prof. Dr. Erdem Yeşilada,  kalabalık ve havasız ortamlarda uzun süre bulunmanın virüse karşı korunmayı engelleyerek hastalıklara davetiye çıkardığını belirtiyor ve ekliyor  ‘Kalabalık ve hijyensiz olan ortamlardan uzak durmak tek başına elbette yeterli değil.  Vücut direncinizi arttırıp bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için bitki çaylarından düzenli olarak destek almanız gerekiyor.’

H3N2 virüsüne karşı her gün 2 poşet adaçayı, 2 poşet ıhlamur çayı ve zencefil karışımını çay olarak tüketmeyi öneren Prof Dr. Yeşilada,  “Bu karışımları düzenli tüketirseniz, bitkilerin iyiliği sayesinde kendinizi gripten korumuş olursunuz.” diyor. 

Soğuk algınlığının ilk belirtilerinde ve grip enfeksiyonu geçirildiğinde ayrıca  melisa bitkisi, antiviral etkisiyle  kışın bağışıklık sisteminizi güçlendirir.